|
|
www.gramerimiz.com
Dönemlere Göre Nesir
EDEBİ NESİR
Divan nesrinin en yapmacık olan ve bugün okunmaz hale gelen koludur.
Osmanlıca’nın en koyu dili burada görülür. Arap, Fars kelime ve tamlamaları
pek bol olup özenti ile seçilmiştir. Mecazların her türlüsü burda yer alır.
Simetriye ve secilere vazgeçilmez öğeler gözü ile bakılır.
(İnşa yazarının) Bütün amacı süs ve şatafattır. Fikir kaygısı en
sonra gelir. Yazar için bir fikri söylemek değil söyleyiş tarzı önemlidir.
Hep süs için hiç duyulmamış yabancı kelimeler ile üçüzlü beşizli isim
takımları yapılır.
Tasvir, tahkiye, hitap ve söyleşmelerde duyguya önem verilir.
Şairane söyleyiş çok öenm görür. Bu nesirde büsbütün nazım ölçüleri aranır.
Nesir, kendinden beklenen hizmeti görmediği için divan edebiyatında fikir
hareketleri çok ağır işlenmiştir.
Edebi ensre, terim olarak inşa, inşa yazana da münşi adı verilir.
Birkaç büyükçe nesir parçasından meydana gelen esere müşeat denir.
Edebi nesir, yüzyıllar geçtikçe daha koyu ve anlaşılmaz bir çıkmaza
sokulmuştur. Mesela 15. yüzyılda Sinan Paşa’nın inşası oldukça sade ve
sevimli bir üslupla yazıldığı halde, 17. yüzyılda yetişen Nergisi’nin inşası
büsbütün ağdalı ve süslüdür. Şöyle ki, sırf Arapça veya sırf Farça nesri
okuyup anlamak, Nergisi’yi anlamaktan kolaydır.
15. yüzyılda: Tazarruname adlı eseri ile Sinan Paşa; 16. yüzyılda:
Nefead-ül Üns, Münazara-i Bahar u Şita ve daha birkaç eseri ile Lamii ve
Şikayetnamesi ile Fuzuli; 17. yüzyılda: Hamse (5 kitap) sahibi Nergisi ile
Veysi; 18. yüzyılda : Kani...edebi inşa’nın ustaları sayılırlar.
Ana Sayfa
|