|
|
www.gramerimiz.com
Dönemlere Göre Nesir
KLASİK EDEBİYATIMIZDA NESİR GELENEĞİ
Edebiyat mahsulleri genel olarak nazım ve nesir şeklinde ikiye
ayrılırlar. Bununla beraber nazım ve nesir karışık olarak yazılmış eserler
de vardır. Hatta bazı modern edebiyat teorileri edebiyatı artık ve nesir
diye ikiye ayrılmakta, nazım ve nesir karışık üçüncü bir grup
düşünmektedirler.
Nesir kelimesi “yayma, saçma” ilk anlamlarını taşır. Nesir “manzum
olmayan söz” karşılığında kullanılmaya başlanmıştır.
Edebiyat bütün topluluklarda sözlü yaratmalar olarak başlar ve bu
dönemde büyük ölçüde manzum karakter taşır. Bunun sebebi de sıralı ve
birbirleriyle bağlantılı ifadelerin insan hafızasında daha kolay yer etmesi
ve başkalarına daha kolay aktarılabilmesidir. Çeşitli ses düzenlemelerindeki
bağlantılarından faydalanan nazmın nesre karşı bu tür avantajları, yazılı
kültürün yeşerdiği devirlerde bile edebiyatın uzun süre nazım ağırlıklı
olmasına yol açmıştır. Bununla beraber edebiyat sanatının söylemenin
yanısıra anlatmayı da ihmal etmemesi nesir sanatını varlığını zorunlu
kılmıştır. Bu nedenle bütün gelişmiş edebiyatlarda gelişmiş bir nesrin
varlığından da söz etmek mümkündür.
Türk edebiyatında zamanla bir dil ve edebiyat geleneği oluşmuştur.
Türk edebiyat geleneğinde nazım, nesre oranla ağırlıktadır. Bu da nazımdan
pek çok unsurun nesre girmesine yol açmıştır. Bu nedenle şiirdeki bazı ses
araçlarının nesirde de varlığından söz edilebilir. Söz konusu ses araçlar;
tekrarlarlar, ses ve anlam birimleri, söz dizimi ve paralelliklerdir. Şiirin
temel mekanizmasını oluşturan bu ses araçları mensur eserlerde dil zevki ile
gelen yardımcı unsurlar durumundadırlar. Türk nesrinde rastladığımız ses
araçları tekrar teknikleri ile sınırlı değildir. Türkçe’nin yüzyıllar
boyunca oluşturduğu bazı söyleyiş biçimlerini ve ifade kalıplarının da Türk
nesrinde bir ses ve anlam bütünlüğü oluşturmada rol oynadığı söylenebilir.
Buna bir örnek olarak insanımızın dua ederken kullandığı üslubu verebiliriz.
Kültür seviyesi, şahsi özellikleri, hatta içinde yaşadığı yüzyıl ne olursa
olsun inanmış bir Türk’ün duasında hep aynı eda vardır. Bunu farklı
karakterdeki eserlerde görmek mümkündür.
Ana Sayfa
|