|
|
www.gramerimiz.com
Dönemlere Göre Nesir
ÖĞRETİCİ NESİR
Öğretici nesir, üslup yönünde tarih nesrine çok benzer. Ancak
doğrudan doğruya bilgi vermek için yazılmış olan öğretici eserlerde, anlatım
biraz daha kuru ve sanatsızdır. Mecazlar daha az bulunur. tasvir, tahkiye,
söyleşme bölümlerine pek rastlanmaz.
Konu bakımından, öğretici yazılar, oldukça çeşitlidir. Başta din ve
tasavvuf olmak üzere tıp, eğitim, terbiye, ahlak, muaşeret, hukuk ve her
türlü ilim konusunda eserler yazılmıştır.
Çoğu bilginlerimiz, eserlerini Arapça yazdılar. Yalnız düşünce,
bilgi ve tecrübelerini halka ulaştırmak isteyen bazı ülkücü aydınlar
görüldü. Adı geçen eserler onlarındır.
Bu kitaplarda verilen bilgiler, çokluk Doğu kaynaklarından gelir.
Felsefe ve ilimde İslam (yani Türk, Arap ve Fars) filozof ve bilginlerinin
15. yüzyıla kadar araştırıp ortaya koydukları müsbet ve nazari ilim
sonuçları tekrar elde edilmiştir. Yeni ve yaratıcı düşünce ve görüşlere az
rastlanır. Çünkü o çağlarda bilgi (Rönesans’tan önce Batı’da olduğu gibi)
skolastik bir nitelik taşımaktadır. Skolastik bilgi ve düşünce, eski
üstatların bulduklar sonuçları, olduğu gibi kabul edip tartışmasız
benimseyen ve yalnız yorumlamakla yetinen eğitim ve düşünce tarzına verilen
isimdir.
Farabi, İbni Sina, İbni Haldun, İmam Gazali ve İbni Rüşt gibi büyük
İslam filozofları, çevirmeler yolu ile Arapça’ya aktarılan eski Yunan
felsefesini genişletip geliştirmek ve hatta yenileştirmek ve başka
sistemlere bağlamak suretiyle, bir Doğu Rönesans’ı hazırlamışlardı. Doğudaki
taze buluşların, hür ve geniş fikirlerin, yepyeni felsefe görüşlerinin, Batı
Rönesansı üzerindeki etkileri de büyük olmuştur.
Ne yazık ki, 15. Yüzyıldan sonra bu Rönesans, hızını kaybetti.
Batının büyük yükselişlerine karşılık bizde duraklama başladı. Düşünce ve
ilim ufuklarımız daraldı. Batı ile kuvvetli fikir ve sanat dağıntıları da
kuramadığımız için büsbütün, skolastiğe kapandık. Medreselerimiz müspet ilim
öğretimi ve hatta felsefeyi bırakarak eski bilgileri tekrar ile yetindi.
Büyük imparatorluğumuzun çöküşünde ilim ve felsefe yolundaki bu
durgunluğun olumsuz etkileri büyüktür. Çünkü yenilgiler karşısında yıkılıp
çökmemek için yaratıcı düşünceye ve yeni buluşlara ihtiyaç vardır.
Bu öğretici eserlerde verilen bilgilerin belli başlı özelliği, tıpkı
atasözleri gibi geleceğe ve denenmişliğe dayanmasıdır. Bu yönden hem milli
hem de beşeri bir değer taşırlar. Gerçi yeni şeyler değillerdir ama, bunlar
arasında din, tasavvuf ve ahlaka dair olanlar ön safta gelir. Öğretici nesri
teşkil eden eserler arasında doğu dillerinden yapılmış tercümeler de önemli
yer tutmaktadır.
Öğretici nesrin bazı örnekleri aşağıya alınacaktır. Bu yazıların
çıkarıldığı eserler ve yazıcıları da kısaca tanıtılacaktır.
Ana Sayfa
|