|
|
|
www.gramerimiz.com
Atatürk
ve TDK
TDKnin kurucu ve koruyucu (hami) başkanı
Yüce Atatürk, 12 Temmuz 1932 tarihinden itibaren ölünceye dek TDK ile
yakından ilgilenmiş; çalışmalarını takip etmiş, bazen Genel Merkez Kurulu ve
Terim Kolu toplantılarına başkanlık etmiş, bazen de bazı yönetici ve
üyelerle sofrasında uzun uzadıya Kurum çalışmalarını ele almış, yönlendirici
uyarılarda, tavsiyelerde bulunmuştur. Bu yazımızda, Atatürkün hayatında
TDKnin nasıl yer aldığını, tarih sırasına göre kısaca açıklamaya
çalışacağız:
11 Temmuz 1932: I. Türk Tarihi Kurultayında seçilen Türk Tarihi
Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu) Merkez Heyeti üyelerinden Âfet (İnan),
Yusuf (Akçura), Sâmih Rifat (Horozcu), Sadri Maksudî (Arsal), Hâmit Zübeyr (Koşay)
ve Macar Prof. Zayti Ferenç, Cumhurbaşkanı ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin
de kurucu ve koruyucu (hami) başkanı Gazi Mustafa Kemal tarafından Çankaya
Köşküne davet edilirler. Prof. Clemens Holzmeisterin planını çizdiği yeni
köşke henüz taşınılmıştır. Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey de köşke davetlidir.
Türk tarihiyle ilgili konular görüşüldükten sonra Gazi, şu soruyu
sorar:
-Dil işlerini düşünme zamanı da gelmiştir. Ne dersiniz?
Düşüncesinin sevinçle karşılanması üzerine:
-Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş
bir dil cemiyeti kuralım. Adı, Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun der.
O akşam, Gazinin önerisiyle Sâmih Rifat Bey Başkan, Ruşen Eşref
Bey Umumi Kâtip (genel yazman) olurlar. Ruşen Eşref Bey'in önerisi üzerine
de Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) ve Celâl Sahir (Erozan) Beyler de kurucu
üyeliklere uygun görülürler. Ertesi gün, kuruluş izninin alınması
kararlaştırılır.
12 Temmuz 1932: Türk Dili Tetkik Cemiyeti (TDTC)nin İçişleri
Bakanlığından kuruluş izni alındı. İzinnamenin ekindeki Türk Tarihi Tetkik
Cemiyeti tüzüğünün benzeri ilk tüzük de yürürlüğe girdi.
18 Ağustos 1932: Gazi Mustafa Kemal, TDTCnin kuruluş amacı ve
yapması gereken çalışmalar konusunda gazeteci Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile
Yalovada görüştüler. Yunus Nadi Bey, o sırada hazırlıkları sürdürülen I.
Türk Dili Kurultayını düzenleyen TDTC Teşebbüs Heyeti üyesiydi. Gazinin
düşüncelerine çok değer verdiği bir yazardı. Kurul (heyet) toplantılarına
düzenli olarak katılamadığından, daha sonra yerine başka bir üye alındı.
TDTC kurulalı henüz bir ay geçmişti. Cumhuriyet gazetesinin 21
Ağustos 1932 tarihli baskısında yer alan ve Söylev ve Demeçler
kitabına girmemiş Gazi Hz. ile Bir Hasbıhâl başlıklı makalede yayımlanmış
bu sohbette şunlar konuşulmuştur:
Büyük Reis ve Rehber, birkaç gün evvel kendilerini Yalovadaki
son ziyaretimizde maksadın Türk milletine kendi mazisinde mevcut ve kendi
mazisinden mevrus (miras) ve bu itibar ile bittabi daha mütekâmil (gelişmiş)
şekiller ile istikbaline de şamil kendi kültürünü ortaya çıkararak göstermek
olduğunu izah ettikten sonra Türk Dili Cemiyetinin bu yoldaki mesaisinden
ortaya cidden hayret olunacak neticeler, yani hakikatler çıkması muhakkak
bulunduğunu bütün bir emniyet ve kuvvetle beyan buyurdular ve:
-İsterseniz, dediler, evvela mevzuubahsimiz olan kültür
kelimesini ele alalım.
Şöylece bir tesadüf bu kelime bile bizi tenvire (aydınlatmaya)
kifayet etti.
Bunları söyleyerek büyük reis bize yanlarındaki bir kitabı
uzatarak:
-Evvela, dediler, bu kitabın ismini, müellifini (yazarını)
ve basma tarihini okuyunuz.
Okuduk:
-Lûgat-i Çağatay. Müellifi Şeyh Süleyman Efendi Buharî.
İstanbul 1298
Sonra da:
-Şimdi, dediler, bu kitapta kilturmak kelimesini bulunuz!
Bulduk.
-Kelimenin karşısındaki mana izahlarını okuyunuz. dediler.
Şöylece okuduk:
-Getürmek, ihzar, isal. İrat ve peyda etmek. Sevk ve ikame
etmek. Takarrür.
Bundan sonra Gazi Hz. şunları söylediler:
-Türkçe fiillerinde mek ve mak lahikalarının (eklerinin)
kaldırılmasıyla geri kalan maddenin asıl kelime olduğunu bilirsiniz.
Kilturmak fiilinin asıl maddesi kilturdur demek. Fransızca, İngilizce,
Almanca gibi belli başlı Garp dillerinde pek az telaffuz farkıyla kullanılan
kültür kelimesi ile bu kiltur kelimemiz arasında telaffuz itibarıyla olduğu
gibi mana itibariyle de mevcut olan kuvvetli tetabuka (uygunluğa) dikkat
etmemek mümkün müdür? Malûmdur ki garp dillerinde kültürün manası hem
maddidir, hem manevi. Türkçede de aynı. Nihayet Çağatayî Türkî de yapılacak
işe takarrür edecek son şeklini vermeye kiltur diyor. Frenk tarlayı ekmeye
kültür dediği gibi ulum ve fünunda tekemmül muhassalasına da kültür diyor.
Şeyh Süleyman Efendi Buharînin bu kiltur kelimesini Garp lisanlarından
almamış olduğuna şüphe yok. Öyle bir şey hatıra dahi gelemez. Bu zatın Türk
dilleri şubelerinden Çağataycanın kelimelerini toplamış ve onların
manalarını yazmış olduğu meydandadır. Pek ufak bir telaffuz farkıyla kelime
bütün manaları itibarıyla Asyada ve Avrupada aynıdır. Acaba onun asıl
menşei Asya mıdır, Avrupa mıdır? Burasını tetkike çok zaman ve imkânımız
vardır. Fakat şimdiden söylenebilir ki kelime esasen Asyalıdır. Avrupanın
hâlen çok müterakki (ileri) olduğunda şüphe olmayan kültürü dahi aslen
Türktür demek olur...
Filhakika biz kültür kelimesini Garp medeniyetinde gördükten
sonra onu Arapça bir kelime ile ifade etmek için hars kelimesini almışız.
Hars ve haraset, kültürün aslına ve iştikaklarına maddi ve manevi
manalarıyla tetabuk eden (uygun düşen) bir kelimedir. Garp dillerindeki
kültür kelimesine menşe olarak Latince kültüra (cultura) ve kültive (cultiver)
mukabili olarak da kültivare (cultivare) kelimelerini buluyoruz ki aynı ile
hars ve haraset demektir. Fakat şimdi asıl Türk dilinde kiltur kelimesini
buluyoruz, bunun da aynen kültür demek olduğunu görüyoruz.
Gazi Hz.nin bu yolda verdikleri izahlara ve tafsillere
(açıklamalara) nazaran yukarıya kaydetmiş olduğumuz bu kültür ve kiltur
tetabuku şöylece ilk misallerden biridir. İlk tetkiklerin umumi bir göz
gezdirişten ibaret olan ilk araştırmaları ortaya şimdiden böyle yüzlerce
misal koymuştur. Bu tetkikler ise yoktan bir şey icat etmek veya yakıştırmak
için yapılmıyor. Evvela Türkün tarihi tespit olunmuştur. Bu tarih, tarihe
hâkim olan bir hayattır. Ondan sonradır ki şimdi bu hakikatin diğer evsaf ve
eşkâli üzerinde çalışmaya geçilmiştir. Vereceği müspet neticeler evvelinden
bilinerek diyebiliriz ki Türkün kültürü uyanmıştır, ayaklanıyor.
(Yunus Nadi)
27 Ağustos 1932: Gazi Mustafa Kemal, TDTCyi kurarak Dil Devrimi
çalışmalarına başlaması dolayısıyla kendisini kutlayan Sivas Millî Türk
Talebe Birliği Araştırma Heyetinin telgrafını cevaplandırdılar:
Millî Türk Talebe Araştırma Heyetine:
"Dilimiz çok zengindir,
güzeldir. Bunu ortaya çıkaracaklar, sizin gibi duygusu derin, yorulmaz Türk
gençleridir. Türkçemizi günün en ileri bilgi dili yapmak, değerli
araştırmanızdan beklenir. Sizlere uğurlar dilerim.
2 Eylül 1932: Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayında TDTC
Başkanı Sâmih Rifat (Horozcu), Umumi Kâtip (Genel Yazman) Ruşen Eşref (Ünaydın)
ve TDTC Teşebbüs Heyetinden gazeteci Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile görüştüler.
O günlerde Sâmih Rifat Bey çok hastaydı. Gazinin emriyle Sarayda TDKye bir
büro tahsis edilmiş, bir odaya da Sâmih Rifat Bey yatırılmıştı. Doktor
gözetiminde, hasta yatağından Kurultay hazırlıklarını yürütmekteydi. Basına
herhangi bir açıklama yapılmamış olmakla beraber, söz konusu görüşmede
Kurultay hazırlıkları üzerinde durulduğu kesindir.
5 Eylül 1932: Gazinin emriyle ünlü şair Yahya Kemal (Beyatlı)
Paris Büyük Elçiliğine çekilen bir telgrafla I. Türk Dili Kurultayına davet
edildi. Telgraf Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Y. Hikmet (Bayur) imzasıyla
çekilmiştir.
10 Eylül 1932: Atatürkün Nöbet Defteri; Gazi, I. Türk Dili
Kurultayı Düzenleme Kurulu (TDTC Teşebbüs Heyeti) üyelerinden Ruşen Eşref (Ünaydın),
Ragıp Hulûsi (Özdem), Ahmet İhsan (Tokgöz), Ruşenî (Barkın), İhsan (Sungu)
ve Ahmet Cevat (Emre) ile Dolmabahçe Sarayında görüştüler. Bu görüşmelerin
toplu veya tek tek yapıldığı hakkında elimizde bir belge yok. Ancak, her ne
şekilde olursa olsun Kurultay hazırlıkları ve sunulacak tezler üzerinde
durulduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Kurultayın 26 Eylül 1932 tarihinde
Dolmabahçe Sarayında toplanacağı gerçeğinden yola çıkarak bu kanıya ulaşmış
bulunuyoruz. Hastalığı sebebiyle Başkan Sâmih Rifat, yatağından
kaldırılmamış olmalıdır.
15 Eylül 1932: Gazi, Dolmabahçe Sarayında I. Türk Dili Kurultayı
Düzenleme Kurulundan Ruşen Eşref (Ünaydın), Ahmet İhsan (Tokgöz), Ahmet
Cevat (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Ruşenî (Barkın), Celâl Sahir (Erozan),
Reşat Nuri (Güntekin), Hasan Âli (Yücel) ve Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre)
Bey'le görüştüler. Bu görüşmeler sırasında da I. Türk Dili Kurultayı
hazırlıklarının gözden geçirildiğine şüphe yoktur. Kurucu ve Koruyucu
Başkan, Kurultayda sunulacak tezleri önceden okuyup bilgi sahibi
olmaktaydı. Başkan Sâmih Rifatın yatağından kaldırılıp hırpalanmamasına
dikkat edilmiştir görüşündeyiz.
20/21 Eylül 1932: Atatürkün İstanbuldaki hayatını, çalışmalarını
gün gün inceleyen Niyazi Ahmet Banoğluna göre, Gazi bu günlerde de
Dolmabahçe Sarayında I. Türk Dili Kurultayını düzenleyen TDTC Teşebbüs
Heyeti üyeleriyle toplantılar yapmış, Kurultayda sunulacak tezleri
incelemiştir. Her ne kadar, Atatürkün günlük çalışmalarının not edildiği
Nöbet Defterinde bu konuda bir bilgi bulunmamaktaysa da, Gazinin dil
konusuna verdiği önem dolayısıyla verilen bilginin doğru olduğuna
inanıyoruz.
21 Eylül 1932: Gazinin emri üzerine Cumhurbaşkanlığı Genel
Sekreterliğince Sofyada yaşayan Ermeni Dil Bilgini Agop Martayana (Atanın
isteği üzerine TDKde görev alarak 1936-1978 yılları arasında çalıştı.
Soyadı, Ata tarafından Dilaçar olarak verildi.) I. Türk Dili Kurultayına
yetişmek üzere vize verilmesi hakkında Dahiliye (İçişleri) Vekili (Bakanı)
Şükrü Kayaya bir telgraf yazıldı ve Agop Martayan Kurultaya katıldı.
22 Eylül 1932: Gazi, Dolmabahçe Sarayında I. Türk Dili
Kurultayını düzenleyen TDTC Teşebbüs Heyeti üyelerinden Ruşen Eşref (Ünaydın),
Ragıp Hulûsi (Özdem), Ruşenî (Barkın), Ahmet İhsan (Tokgöz), Hasan Âli
(Yücel), Celâl Sahir (Erozan), İhsan (Sungu), Ahmet Cevat (Emre), Reşat Nuri
(Güntekin) ve Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre) Beylerle görüştüler. Bu
görüşmelerde Kurultay hazırlıklarının gözden geçirildiği kesindir.
24 Eylül 1932: I. Türk Dili Kurultayını düzenleyen kurul üyeleri
ve bazı dil bilginleri, Gazinin başkanlığında saat 15.00te Dolmabahçe
Sarayında toplandılar. Saat 15.00te başlayıp gece yarısına değin süren
toplantıda iki gün sonra başlayacak olan Kurultayda sunulacak tezler gözden
geçirildi. Başkan Sâmih Rifat Bey yine yataktaydı. Son gücünü açılış gününe
saklıyordu. Toplantıya Ruşen Eşref (Ünaydın), Ragıp Hulûsi (Özdem), Ruşenî
(Barkın), Ahmet İhsan (Tokgöz), Hasan Âli (Yücel), Celâl Sahir (Erozan),
İhsan (Sungu), Ahmet Cevat (Emre), Reşat Nuri (Güntekin), Dr. Saim Ali (Dilemre)
ve Sofyadan Gazinin isteği üzerine gelen Ermeni dil bilgini Agop Martayan
(Dilaçar) katıldılar.
26 Eylül 1932: Cumhurbaşkanı, Kurucu ve Koruyucu Başkan Gazi
Mustafa Kemal, 13.30-19.00 saatleri arasında, Dolmabahçe Sarayında
çalışmalarına başlayan I. Türk Dili Kurultayının açış toplantısında hazır
bulundular. Kurultay açış konuşmalarını ve oturumda sunulan Sâmih Rifat
Bey'in Türkçenin Ari ve Sami Lisanlarla Mukayesesi başlıklı
konferansını dinlediler.
27 Eylül 1932: Gazi Mustafa Kemal, konuğu ABD Genelkurmay Başkanı
Gen. Mc Arthurla birlikte saat 14.00-18.00 arasında I. Türk Dili Kurultayı
çalışmalarını izlediler. Ahmet Cevat (Emre), Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre) ve
Agop Martayan (Dilaçar)ın tezlerini ve tartışmalarını dinlediler. Ayrıca,
Ruşen Eşref (Ünaydın) ve Celâl Sahir (Erozan) Bey'le bir süre görüştüler.
28 Eylül 1932: Gazi Mustafa Kemal, saat 14.00ten itibaren Kurultay
toplantı salonunu teşrif ederek; Mehmet Saffet, Hakkı Nezihi, Artin Cebeli
ve Prof. Yusuf Ziya (Özer) Beylerin tezlerini dinlediler. Ayrıca TDTC
yöneticilerden Ruşen Eşref (Ünaydın) ve Celâl Sahir (Erozan) Beylerle
görüştüler.
29 Eylül 1932: Gazi, öğleden sonra (14.00-18.00) Dolmabahçe
Sarayındaki Kurultay toplantı salonunda Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Sâmih
Rifat (Horozcu) ve Hasan Âli (Yücel) Beylerin tezlerini dinlediler.
1 Ekim 1932: Öğleden sonra 14.00te Kurultay toplantı salonunu
teşrif ederek; Köse Raif Paşaoğlu Fuat, Abdullah Battal (Taymas), Bedros
Zeki (Usman) Beylerin tezlerini ve tartışmalarını dinlediler. Ayrıca, TDTC
yöneticilerinden Kurultay düzenleyicilerinden Ruşen Eşref (Ünaydın), Ruşenî
(Barkın), Hasan Âli (Yücel), Ali Canip (Yöntem), Celâl Sahir (Erozan), Ahmet
Cevat (Emre) Beylerle de bir süre görüştüler.
2 Ekim 1932: Gazi, Niyazi Ahmet Banoğlunun yazdığına göre bugün de
Dolmabahçe Sarayında Kurultay çalışmalarına katıldılar. Dil tartışmalarını
dinlediler. O gün, Hüseyin Cahit (Yalçın) ve Faik Âli (Ozansoy) Beyler
tezlerini sunmuşlardır. Hüseyin Cahit Beyin tezi tartışma yaratmıştır. Hasan
Âli (Yücel), Ali Canip (Yöntem), Fazıl Ahmet (Aykaç), Dr. M. Şükrü (Akkaya),
Sâmih Rifat (Horozcu), Sadri Etem (Ertem) ve Namdar Rahmi (Karatay) söz
alarak bu tez üzerinde görüşlerini açıklamışlardır.
3 Ekim 1932: Gazi, öğleden sonra (14.00-18.00) Kurultay toplantı
salonunu teşrif ederek Halit Ziya (Uşaklıgil), Ahmet Cevat (Emre), Ali Canip
(Yöntem), Reşat Nuri (Güntekin) Beylerin tezlerini dinlediler. Ayrıca;
Kurultayı düzenleyenlerden Ahmet İhsan (Tokgöz), Ali Canip (Yöntem), Ahmet
Cevat (Emre), Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre), İhsan (Sungu) ve Ruşenî (Barkın)
Beylerle bir süre görüştüler.
4 Ekim 1932: Öğleden sonra (14.00-19.00) Kurultay çalışmalarını
takip ederek; Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre), İhsan (Sungu), Ruşenî (Barkın),
Ahmet İhsan (Tokgöz), Fuat (Köprülü), Besim (Atalay) Beylerle, Mediha
Muzaffer Hanımın tezlerini dinlediler. Toplantıdan sonra Celâl Sahir (Erozan),
Ruşenî (Barkın), Ahmet İhsan (Tokgöz), Falih Rıfkı (Atay), Prof. Yusuf Ziya
(Özer), Besim (Atalay) Beylerle görüştüler. Gazinin, Kurultayın günlük
çalışmalarının ardından Kurultay düzenleyicilerinin bazılarıyla yaptığı
görüşmelerde o günkü çalışmaları değerlendirdiği görüşündeyiz.
5 Ekim 1932: Gazi Mustafa Kemal, öğleden sonra (14.00-16.00)
Kurultayın son oturumunda hazır bulundular. Tüzük değişikliği ve program
çalışmalarını izlediler. Seçimlerden önce salondan ayrıldılar. Kurultay
kapandıktan sonra Boğaziçinde tekneyle bir gezinti yapıp 20.00de
Dolmabahçe Sarayına döndükten sonra Kurultayda TDTC Umumî (Genel) Merkez
Heyetine (Kuruluna) seçilen Başkan Sâmih Rifat (Horozcu), Genel Yazman
(Umumi Kâtip) Ruşen Eşref (Ünaydın), Sayman (Muhasip) Besim (Atalay), Celâl
Sahir (Erozan), Ahmet Cevat (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hâmit Zübeyr
(Koşay), Hasan Âli (Yücel) ve İbrahim Necmi (Dilmen) Beylerle Maarif Vekili
Dr. Reşit Galip (Baydur) Beyi, ayrıca Kurultay düzenleme kurulundan Ali
Canip (Yöntem) ve Ruşenî (Barkın) Beyleri kabul ettiler. Bu kabulde,
Gazinin Merkez Heyeti üyelerini tebrik ettiği, başarılar dilediğini tahmin
etmek güç olmasa gerek. Ayrıca, Kurultayın değerlendirilmesinin yapıldığını
da bu tahmine ekleyebiliriz. Gazi, aynı gün, Kurultayın tamamlanması
dolayısıyla Başbakan İsmet (İnönü) Bey'e bir telgraf göndererek; Kurultayın
değerli çalışmasından, yüksek duygular ortaya koymasından ne kadar
sevindiğini bildirmişlerdir. Telgrafta ayrıca Kurultayın kapanışında
İsmet Bey'in adı geçince çok alkışlandığı da belirtilmiştir.
6 Kasım 1932: Gazi, Çankaya Köşkünde, TDTC Fahri Başkanı ve Maarif
Vekili Dr. Reşit Galip (Baydur), TDTC Genel Merkez Heyeti Üyesi ve Kol
Başkanlarından Ruşen Eşref (Ünaydın), Ahmet Cevat (Emre), Hâmit Zübeyr (Koşay),
Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), İ. Necmi (Dilmen), Celâl Sahir (Erozan), Naim
Hâzım (Onat) ve Besim (Atalay) Beyleri kabul edip görüştüler, muhtemelen
yemek yediler. Falih Rıfkı Atay da o gün Köşkteydi. Atanın sofrası bir
akademik tartışma alanıydı. Bu yemekte Türkçe ve yapılması gerekenler
konusunun konuşulduğundan hiç şüphemiz yok.
4 Aralık 1932: TDTCnin ağır hasta olan Başkanı Sâmih Rifat
(Horozcu) Bey'in 3 Aralık 1932 günü İstanbulda vefat etmesi üzerine Kurucu
ve Koruyucu Başkan Gazi Mustafa Kemal, TDTC Başkanlığına bir başsağlığı
mektubu gönderdiler.
21 Aralık 1932: Gazi, SSCB Ankara Büyükelçiliği tarafından
kendisine armağan edilen dille ilgili 23 kitabı, Cumhurbaşkanlığı Genel
Sekreterliğinin bir yazısıyla TDTCye gönderdiler.
4 Ocak 1933: Gazi, saat 17.00de TDTCnin Ankara Vakıf Apartmanı
sırasındaki Anadolu Kulübünden devralınan binasına gelip Genel Merkez Kurulu
(Umumi Merkez Heyeti) toplantısına başkanlık ettiler. Bu toplantıya; Millî
Eğitim (Maarif) Bakanı Dr. Reşit Galip (Baydur)in yanı sıra Ruşen Eşref (Ünaydın),
Besim (Atalay), İ. Necmi (Dilmen), Celâl Sahir (Erozan), Ahmet Cevat (Emre),
Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hâmit Zübeyr (Koşay), Hasan Âli (Yücel) Beyler
ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinden Âfet (İnan) Hanım katıldılar. Toplantıda
alınan kararların en önemlisi, tüzüğe göre fahriî başkan konumundaki Millî
Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galipin başkanlığı gelecek kurultaya kadar asaleten
yürütmesi oldu. Millî Eğitim Bakanlarının TDK Başkanlığını yürütmesi
uygulaması öylesine benimsendi ki, tüzük değişikliği yapılarak 1936 (III.
Kurultay)'dan itibaren 1951 yılı olağanüstü kurultayına değin devam etti.
7 Mart 1933: TDTC Genel Merkez Kurulu, Kurum binasında Gazi Mustafa
Kemalin başkanlığında toplandı. Toplantıda Arapça ve Farsça kelimelere
karşılık bulunması için bir dil anketi açılmasına karar verildi. 8 Mart
gününe de sarkan toplantıya TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit
Galip (Baydur), Ruşen Eşref (Ünaydın), İ. Necmi (Dilmen), Besim (Atalay),
Celâl Sahir (Erozan), Ahmet Cevat (Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hâmit
Zübeyr (Koşay), Hasan Âli (Yücel)in yanı sıra CHP Genel Sekreteri Recep
(Peker) ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Yusuf Hikmet (Bayur) Beyler de
katıldılar. Alınan karar uyarınca dil anketi açılıp birçok Arapça ve Farsça
kelimeye Türkçe karşılık bulundu.
23 Mart 1933: Gazi, TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit
Galip (Baydur) ve Genel Merkez Kurulundan Besim (Atalay), Ahmet Cevat
(Emre), Prof. Ragıp Hulûsi (Özdem), Hasan Âli (Yücel), Naim Hâzım (Onat) ve
Hâmit Zübeyr (Koşay) Beyleri Çankaya Köşkünde kabul edip görüştüler. Bu
görüşmede TDTCnin çalışmaları ve dil anketi uygulamasının konuşulduğu
muhakkaktır. O gün ayrıca, S. Maksudî (Arsal), Hasan Cemil (Çambel), ve
Yusuf (Akçura) ile de bir süre görüşmüşlerdir.
2 Nisan 1933: Çankaya Köşkünde gece Gazi Mustafa Kemalin
başkanlığında TDTC Genel Merkez Kurulu ve bazı üyeler toplandılar.
Toplantıya; TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip (Baydur),
Genel Yazman Ruşen Eşref (Ünaydın), Sayman Besim (Atalay), Prof. Ragıp
Hulûsi (Özdem), Ahmet Cevat (Emre), Celâl Sahir (Erozan), İ. Necmi (Dilmen),
Hâmit Zübeyr (Koşay), Naim Hâzım (Onat), Prof. Yusuf Ziya (Özer), Yusuf (Akçura)
ve Sadri Maksudî (Arsal) katıldılar. Bu toplantıda dil anketi çalışmaları
üzerinde durulduğunu tahmin ediyoruz.
27 Temmuz 1933: Genel Yazman Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey'in
başkanlığında toplanan TDTC Genel Merkez Kurulunun dil anketi değerlendirme
toplantısına bir ara Gazi de gelmiş, çalışmaları incelemiş, memnuniyetini
bildirerek üyeleri teşvik etmişlerdir.
17 Ağustos 1933: Yalovadan İstanbula dönen Gazi Mustafa Kemal,
Dolmabahçe Sarayına gelen TDTC Genel Merkez Kurulu üyeleriyle bir toplantı
yaptılar. Bu toplantıyla ilgili Anadolu Ajansının haberi şöyledir:
Türk Dili Tetkik Cemiyeti Umumi Merkez Heyeti, bugün Umumi
Kâtip (Genel Yazman) Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey'in reisliği altında
Dolmabahçe Sarayında toplanarak iki celse (oturum) yapmıştır.
Cemiyetin hami (koruyucu) reisi Gazi Mustafa Kemal, Cemiyetin
müzakere etmekte olduğu odayı, yanlarında Muallim Âfet (İnan) Hanım, Meclis
Reisi Kâzım (Özalp) Paşa, Hikmet (Bayur, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri)
olduğu hâlde lütfen teşrif ederek uzun zaman toplantıya riyaset (başkanlık)
ettiler.
Bu toplantıda dil anketine gelen cevaplar üzerinde çalışıldığına
şüphe yoktur. Çünkü, aynı konudaki toplantılar, 23 ve 24 Ağustos 1933
günleri de sürdürülmüştür.
23 Ağustos 1933: TDTC Genel Merkez Kurulu, Genel Yazman Ruşen Eşref
(Ünaydın) Bey'in başkanlığında Dolmabahçe Sarayında toplanarak dil anketi
çerçevesinde Arapça ve Farsça kelimelere bulunan Türkçe karşılıklar üzerinde
çalışmıştır. Gazinin bu konuya verdiği önem ve çalışmaları yakından
izlemesi dolayısıyla bu toplantının ve devamının Dolmabahçe Sarayında
yapıldığı açıktır. Toplantılar; 24, 26 ve 31 Ağustos 1933 günlerinde de
sürdürülmüştür. Sarayda, TDTCnin bir çalışma odası bulunmaktaydı.
Toplantıyla ilgili bilgi Anadolu Ajansı kanalıyla kamuoyuna verilmiştir.
12 Ağustos 1934: TDTC Genel Merkez Kurulu ve II. Kurultay Merkez
Bürosu üyeleri Dolmabahçe Sarayında biri sabah, diğeri öğleden sonra iki
toplantı yaptılar. Gazi Mustafa Kemal, öğleden sonraki toplantıya başkanlık
ettiler. Toplantıda, 18 Ağustos 1934 tarihinde sarayda toplanacak olan II.
Türk Dili Kurultayının hazırlıklarını gözden geçirdiler. Toplantıya TBMM
Başkanı Kâzım F. (Özalp), Genel Yazman İbrahim Necmi (Dilmen), Sayman Besim
(Atalay), Naim Hâzım (Onat), Hasan Âli (Yücel), Ahmet Cevat (Emre), Ali
Canip (Yöntem) ve Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre) katıldılar.
18 Ağustos 1934: Kurucu ve Koruyucu Başkan Gazi Mustafa Kemal,
Dolmabahçe Sarayında toplanan II. Türk Dili Kurultayını 14.00te teşrif
edip 18.00e değin çalışmaları izlediler. Millî Eğitim Bakanı Abidin (Özmen)
Bey'in açış konuşmasını, Genel Yazman İ. Necmi (Dilmen) Bey'in iki yıllık
çalışma raporunu dinleyip, yeni program taslağının müzakerelerini takip
ettiler. Ahmet Cevat (Emre) Bey'in tezinin birinci bölümünü dinlediler.
19 Ağustos 1934: Gazi, öğleden sonra 14.00te II. Kurultay toplantı
salonunu teşrif ederek akşama değin yapılan konuşmaları dinlediler. Ahmet
Cevat (Emre), Prof. Dr. Saim Ali (Dilemre), Doç. Ahmet (Caferoğlu) Beylerin
tezlerini ilgiyle takip ettiler. Doç. Ahmet (Caferoğlu) Rus Dilinde İlk
Türk Dili Yadigârları başlıklı tezini sunarken konu dışına çıkan sözler
söyleyince Gazi, salonu terk ettiler. Bunun üzerine Kurultay Başkanı TBMM
Başkanı Kâzım F. (Özalp), konuşmacının sözünü keserek kendisini kürsüden
indirdi.
20 Ağustos 1934: Gazi, 14.00-18.00 saatleri arasında II. Türk Dili
Kurultayında hazır bulunup sunulan tezleri dinlediler. Bugün, Naim Hâzım
(Onat), Yusuf Ziya (Özer) Beyler tezlerini sundular.
21 Ağustos 1934: Gazi, 14.00-18.00 saatleri arasında II. Kurultay
çalışmalarını izlediler. Prof. Dr. Reşit Rahmeti (Arat), Tahsin Ömer, Dr.
Şevket Aziz (Kansu), Prof. Meşçeninov ve Prof. Dr. W. Friedrich Carl Giese
ve Agop Martayan (Dilaçar)ın tezlerini dinlemişlerdir.
22 Ağustos 1934: Gazi, 14.00-18.00 saatleri arasında II.
Kurultayda yapılan konuşmaları dinlediler. Bugün; Hakkı Nezihi, Prof. Salih
Murat (Uzdilek), Prof. Aleksandr N. Samoiloviç, Harp Akademisi Komutanı Korg.
Ali Fuat (Erden) tezlerini sundular.
23 Ağustos 1934: Gazi, saat 14.00te II. Kurultayın toplandığı
salonu teşrif ettiler. Saat 15.30da Kurultay sona erinceye değin
çalışmaları izlediler. Komisyonların sunulan tezler hakkındaki raporlarını
dinlediler.
26 Eylül 1934: Gazi Mustafa Kemal, yanında Başbakan İsmet (İnönü)
Bey olduğu hâlde saat 17.30da Ankara Halkevini teşrif edip locasından
TDTCce düzenlenen II. Dil Bayramı toplantısını izleyip saat 19.30da
Çankaya Köşküne döndüler. Aynı gün; TDTC Başkanı ve Millî Eğitim Bakanı
Abidin (Özmen) ve TDTC üyelerinden Besim (Atalay), Naim Hâzım (Onat) ve
Velet Çelebi (İzbudak) Beylerle görüştüler.
31 Ocak 1935: Atatürk, akşamüstü TDTC yönetici ve üyelerinden bir
grupla Dolmabahçe Sarayında bir toplantı yaptılar. Basına yansımayan bu
toplantıya kimlerin katıldığı ve hangi konuların görüşüldüğü bilinmiyor.
Ancak, TDTC çalışmalarıyla o günlerin güncel konusu Arapça ve Farsça
kelimelere Türkçe karşılıklar bulunması üzerinde durulduğu söylenebilir.
15 Nisan 1935: Atatürk, 14 Nisan gecesinden başlayarak uyumaksızın
Çankaya Köşkünde dil bilginleriyle birlikte Türkçeyle ilgili incelemeler
yaptılar. Bu çalışmaya TDTC Genel Merkez Yönetici ve Kol Başkanlarından
İbrahim Necmi Dilmen (Genel Yazman) Naim Hâzım Onat, Ahmet Cevat Emre, Hasan
Âli Yücel, İsmail Müştak Mayakon ve Üye Reşat Nuri Güntekin katıldılar.
12 Temmuz 1935: Atatürk, TDTCnin kuruluşunun 3. yıl dönümü
dolayısıyla Genel Yazman İ. Necmi Dilmenin saygı ve teşekkürlerini bildiren
telgrafını cevaplandırdılar. Çektikleri telgrafın başında Türk Dili
Araştırma Kurumu Genel Sekreterliğine, hitabı bulunmaktadır. Telgrafta; Kurumun
üç yıl içinde büyük işler yaptığı, Kurum çalışanlarının bununla övünmeleri
gerektiği belirtilerek başarılar dilenmektedir.
26 Eylül 1935: Atatürk, 3. Dil Bayramı dolayısıyla TDTCnin çektiği
telgrafı cevaplandırdılar. TDKnin verimli çalışmasını sevinçle andığını
belirterek Dil Bayramı'nı kutladığını bildirdiler. Tamim Telgraf ve
Beyannameler, kitabında telgraf tarihi yanlış olarak 21 Eylül
yazılmıştır. III. Kurultay'dan önce TDK adı kullanılmaya başlamıştır.
1 Kasım 1935: Atatürk, TBMM yasama yılını açış konuşmasında Türk
Tarihi ve Türk Dili Tetkik Cemiyetlerinin çalışmalarından; Türk tarih ve
dil çalışmaları büyük inanla beklenilen ışıklı verimlerini şimdiden
göstermektedir diye söz etmişlerdir.
25 Kasım 1935: Atatürk, Cenevre'de bulunan Afet İnan'a yazdığı
mektuba, Çankaya'daki sofrasında "dil dersleri" sırasında çekilmiş bir
fotoğrafı, 25.XI.1935 tarihini atarak imzalayıp göndermişlerdir.
12 Ocak 1936: Atatürk, saat 17.00de Çankaya Köşkünde DTCF öğretim
üyeleriyle TTK ve TDTC üyelerine bir çay verdiler. Aynı gün, ayrıca TDTC
Başkanı ve Kültür (Millî Eğitim) Bakanı Saffet Arıkan, TDTC Genel Yazmanı İ.
Necmi Dilmenle dilci ve edebiyatçılardan Prof. Fuat Köprülü, Prof. Yusuf
Ziya Özer, İhsan Sungu, Abdülkadir İnan ve İsmail Müştak Mayakonu da kabul
edip görüştüler.
22 Ağustos 1936: Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nda Türk Tarih
Kurumunun III. Türk Dil Kurultayı dolayısıyla verdiği çayda, dil
bilginlerine şu sözü söylemişlerdir: "Dünya dil âlimlerinin Türk âlimleriyle
beraber çalışmaları, dil ilminin şimdiye kadar halledemediği birçok
güçlüklerin hallini kolaylaştıracaktır."
24 Ağustos 1936: Atatürk, Dolmabahçe Sarayında toplanan III. Türk
Dili Kurultayının açılış törenini şereflendirdiler. Açılış oturumunda bir
konuşma yapan Türk Tarih Kurumu Asbaşkanı Âfet (İnan), Atatürkten naklen
şunları söyledi: Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumunun kendinden
ayrılmaz eşidir. Bu iki kurum, birlikte yükselmesi, birbirini tamamlaması
icabeden iki aydın abidedir. Atatürk, açış konuşmalarını, TDK çalışma
raporunu ve Prof. Yusuf Ziya Özerin tezini dinlediler. Kurultayın o günkü
çalışması 17.30da sona erdi. III. Kurultayda ağırlıklı olarak Güneş Dil
Teorisi ele alındı.
25 Ağustos 1936: Atatürk, saat 14.00-18.00 arasında III. Türk Dili
Kurultayının çalışmalarını izlediler. İbrahim Necmi Dilmen ve Vecihe
Kılıçoğlu (Hatipoğlu)nun tezlerini dinlediler. Aynı gün TDTC Başkanı ve
Kültür (Millî Eğitim) Bakanı Saffet Arıkanı da kabul edip bir süre
görüştüler. Bu kabulde Kurultay çalışmaları üzerinde de durulduğunu
söyleyebiliriz.
26 Ağustos 1936: Atatürk, saat 14.00-18.00 arasında III. Türk Dili
Kurultayına zaman ayırarak Hasan Reşit Tankut ve Sabahat Türkânın
tezlerini dinlediler.
27 Ağustos 1936: Atatürk, saat 14.00-18.00 arasında III. Kurultay
çalışmalarını izlediler. Naim Hâzım Onat, Ahmet Cevat Emre, Prof. Abdülkadir
İnan ve İsmail Müştak Mayakonun tezlerini dinlediler. O gün, ayrıca TDTC
Başkanı ve Kültür (Millî Eğitim) Bakanı Saffet Arıkan, Prof. Dr. Saim Ali
Dilemre, Hasan Reşit Tankut, Ahmet Cevat Emre ve İ. Müştak Mayakonla da
görüştüler. Bu görüşmelerde Kurultayda ileri sürülen görüşlerin
değerlendirildiğinden şüphe yoktur.
28 Ağustos 1936: Atatürk, bugün de saat 14.00-18.00 arasında III.
Kurultay çalışmalarını izlediler. Agop Dilaçar, Dr. Mehmet Ali Ağakay ve İ.
Hâmi Danişmentin tezlerini dinlediler.
29 Ağustos 1936: Atatürk, saat 14.00-18.00 arasında III. Kurultay
çalışmalarını izlediler. Yabancı dil bilginlerinin (Prof. Anagnastopulos,
Prof. J. Deny, Prof. Dr. W. F. C. Giese, Dr. Miatef, Prof. Dr. M. Hilaire
Barenton, Prof. Sir Denisson Ross, Prof. Bartalini, Prof. Okubo, Prof. Dr.
A. Zajaczkowski, Prof. A. N. Samoiloviç ve Dr. Herman F. Kvergic)
konuşmalarını dinlediler. Aynı gün, dil bilginlerinden Prof. Fuat Köprülü,
Ahmet Cevat Emre, Abdülkadir İnan, Ruşen Eşref Ünaydın, Prof. Yusuf Ziya
Özerle bir süre görüştüler.
5 Eylül 1936: Atatürk, öğleden sonra Dolmabahçe Sarayında TDK
yöneticilerinden İbrahim Necmi Dilmen, Hasan Reşit Tankut, Ahmet Cevat Emre
ve Dr. Mehmet Ali Ağakayla bir süre çalıştılar. Bu toplantıda Atatürkün
TDKde görevlendirdiği ve soyadını bizzat verdiği Agop Dilaçar (Martayan) ve
Avusturyalı dilci Dr. Herman Kvergic de bulundu. Toplantıda, Kurultayın
değerlendirildiği, yeni dönemde yapılacak çalışmalar üzerinde durulduğundan
şüphe yoktur.
13 Eylül 1936: Atatürk, saat 16.30da Florya Deniz Köşkünden
Dolmabahçe Sarayına gelerek TDKnin toplantısına başkanlık ettiler. Bu
toplantı, III. Kurultayda seçilen yeni Genel Merkez Kurulu üyeleriyle
yapılmış olmalıdır. Basına herhangi bir bilgi yansımamıştır. Kurucu ve
Koruyucu Başkan, aynı gün TDK Genel Yazmanı İ. Necmi Dilmen ve dil
bilginlerinden Dr. Mehmet Ali Ağakay ve Agop Dilaçarla da görüşmüşlerdir.
28 Eylül 1936: Atatürk, 4. Dil Bayramı dolayısıyla halktan ve
çeşitli kuruluşlardan gelen telgraflara Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği
vasıtasıyla ve Anadolu Ajansı kanalıyla teşekkür etmişlerdir.
29 Eylül 1936: Atatürk, 4. Dil Bayramı dolayısıyla TDK Genel
Yazmanı İ. Necmi Dilmenin telgrafını cevaplandırmış; teşekkür ederek
TDKnin Dil Bayramını kutlamış ve çalışmalarında başarılar dilemişlerdir.
19 Ekim 1936: Atatürk, öğleden sonra 15.50de TDKnin Ankara Ulus
semtindeki binasına gelmiş, bir saat kadar yöneticilerle görüşmüşlerdir.
Atanın yanında Bilecik Milletvekili Salih Bozok da bulunmaktaydı. Genel
Yazman İbrahim Necmi Dilmen, üyelerden Hasan Reşit Tankut, Uzman Abdülkadir
İnan ve Avusturyalı dil bilgini Dr. Herman F. Kvergic tarafından
karşılanmışlardır. Gazetelere göre bu görüşmeden sonra Köşke, Nöbet
Defterine göre de Orman Çiftliğine gitmişlerdir. O gün, ayrıca TDK
yönetici ve üyelerinden İbrahim Necmi Dilmen (Genel Yazman), Ahmet Cevat
Emre, Hasan Reşit Tankut ve İsmail Müştak Mayakonu Çankaya Köşkünde kabul
ederek görüşmüşlerdir.
1 Kasım 1936: Atatürk, TBMM yeni yasama yılını açış konuşmasında
Türk Tarih ve Dil Kurumlarının çalışmalarından övgüyle söz etmiş, bu
kurumların az zaman içinde ulusal akademiler hâlini almasını temenni
ettiğini söylemişlerdir.
1936-1937 kış ayları: Atatürk, bir geometri kitabı yazarak geometri
terimlerine Türkçe karşılıklar bulmuşlardır. Bu terimler, okul kitaplarına
girmiştir.
12 Mart 1937: Atatürk, saat 16.30da TDKnin Ankara Ulus semtindeki
binasına gelerek saat 23.00e değin Terim Kolu üyeleriyle çalıştılar. Daha
sonra bazı Terim Kolu üyeleriyle birlikte Çankaya Köşküne dönüp yemekte de
tartışmalarını sürdürdüler. Atatürkün Nöbet Defterine göre; o gece
Köşke gelenler Hasan Reşit Tankut, Dr. Mehmet Ali Ağakay, Naim Hâzım Onat,
Abdülkadir İnan ve İsmail Müştak Mayakondu.
31 Mart 1937: Atatürk, Çankaya Köşkü'nde sinüs ve kosinüs
terimlerinin gelişimini söğüt çubuklarıyla TDK yöneticilerine açıklamışlar,
bu açıklamanın bir anı olmak üzere bronz levha dökümü yapılmıştır. Bu bronz
levha, TDK Kitaplığında sergilenmektedir.
27 Eylül 1937: Atatürk, 5. Dil Bayramı dolayısıyla TDK Genel
Yazmanı İbrahim Necmi Dilmenin kendisine çektiği tebrik ve şükran
telgrafını cevaplandırarak; TDKnin hakkındaki duygularından çok
mütehassis olduğunu belirterek kurumun değerli çalışmalarında başarılarının
devamını dilemişlerdir. Telgraf tarihi, Atatürkün Tamim
Telgraf ve Beyannamelerinde 29 Eylül olarak gözükmekteyse de Türk
Dili Bülteninin 23-26. sayfalarındaki özgün yayımında 27 Eylüldür.
1 Kasım 1937: Atatürk, TBMM yeni yasama yılını açış konuşmasında,
Türk Tarih ve Dil Kurumlarının çalışmalarını övmüş; bu kurumların
değerli ve önemli birer bilim kurumu durumuna geldiğini söylemişlerdir.
13 Temmuz 1938: Atatürk, TDK'nin altıncı kuruluş yıl dönümü
dolayısıyla TDK Genel Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen'in telgrafını
cevaplandırmışlardır.
5 Eylül 1938: Atatürk, durumunun ağırlaşması üzerine vasiyetini
yazmışlardır. Vasiyetinin 6. maddesinde Türkiye İş Bankasındaki hisselerinin
gelirinden her yıl Türk Tarih ve Dil Kurumlarına eşit miktarlarda pay tahsis
etmişlerdir. Vasiyet, 6 Eylül 1938 günü İstanbul 6. Noterine teslim edilmiş,
Atatürkün vefatı üzerine 28 Kasım 1938 günü açılmıştır.
26 Eylül 1938: Atatürk, 6. Dil Bayramı dolayısıyla TDK Genel
Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen'in radyoda yaptığı konuşmayı dinleyerek
takdirlerini İstanbul Radyosu kanalıyla bildirmişlerdir.
27 Eylül 1938: Atatürk, 6. Dil Bayramı dolayısıyla TDK Genel
Yazmanı İbrahim Dilmenin çektiği telgrafı cevaplandırmış; kendisine
karşı gösterilen temiz duygulardan çok mütehassis olduğunu belirterek
Kurumun verimli çalışmalarında sürekli başarılar dilemişlerdir.
Aynı gün Dil Bayramı dolayısıyla yurdun her tarafından kendisine
gönderilen kutlama telgraflarına, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinin
hazırladığı teşekkür cevabı Anadolu Ajansı aracılığıyla kamuoyuna
duyurulmuştur.
1 Kasım 1938: Atatürk, Başbakan Mahmut Celâl Bayara okutturduğu
TBMM yeni yasama yılını açış konuşmasında Türk Tarih ve Dil Kurumlarının
çalışmalarından övgüyle söz etmişlerdir.
Ana
Sayfa
|