|
|
|
www.gramerimiz.com
Son Sürat Dolaşın İnternette...!
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Bu sayfayı Sık Kullanılanlara Ekle
N
Na (nah) kafa: "Akılsız, düşüncesiz, kavrayışsız" anlamında alay
yollu söylenir."Anlaması mümkün değil, na kafa!"
Nabza göre şerbet vermek: Birinin hoşuna gidecek, eğilimlerine
cevap verecek biçimde davranmak."Nabza göre şerbet vermeyi iyi
biliyorsun."
Nabzını yoklamak: Eğilimini, niyetini, düşüncelerini, arzularını
anlamaya çalışmak."İşçilerin nabzını yoklayın da zam konusunu öyle
düşünelim."
Nalıncı keseri gibi kendine yontmak: Hemen her işte kendi
çıkarını düşünerek hareket etmek.
Nam almak: Tanınmak, ünü her yerde duyulmak.
Namus belâsı: Namusunu, şerefini, itibarını korumak için
katlanılan sıkıntılı durum, kabullenilen zarar ziyan."Namus belâsına az
kaldı canından oluyordu delikanlı."
Nane molla: 1. Dirençsiz, güçsüz kimse. 2. Çok sık hastalanan,
sağlıksız kimse. 3. Üşengeç, bir iş yapmaktan kaçınan."Ne nane molla bir
adamsın, kalk da biraz çalış."
Nara atmak: Yüksek bir sesle haykırmak, kabadayıca
bağırmak."Birahaneden çıkan sarhoşlar edepsizce nara atmaya başladılar."
Nato kafa nato mermer: "Söz anlamaz, söz dinlemez taş gibi kafa"
anlamında kullanılır.
Naza çekmek: Kendini ağır satmak, bir isteği yerine getirmekte
yapmacıklı davranışlarla isteksiz gibi davranmak."Kendini naza çekmeye
bayılır bizim kız."
Nazı geçmek: İstediklerini yaptıracak kadar hatırı sayılır
olmak."Babası, kasabada oldukça nazı geçen bir insandı."
Ne akar ne kokar: Kimseye ne faydası ne de zararı dokunan
pısırık, çekingen kimseler için kullanılır.
Ne çare: Çaresi yok, elden bir şey gelmez."Ne çare ki onu
durdurmamız mümkün değil."
Ne çıkar: 1. Ne zararı var? 2. Bir sonuç vermez. 3. Ne fayda, ne
zarar umulur."Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Neden sonra: Bir süre geçince, her şey olup bittikten sonra, çok zaman
sonra."Neden sonra babam da geldi."
Ne de olsa: Ne denli eksiği, kusuru olursa olsun; böyle olmakla
birlikte.
Ne dese beğenirsin?: "Nasıl, beklenmeyen bir söz söyledi biliyor
musun?" anlamında kullanılır.
Ne fayda: Artık neye yarar.
Nefes aldırmamak: Dinlenmesine fırsat vermemek, sıkıştırmak,
rahat bırakmamak."Nefes aldırmadı bize, sabaha kadar çalıştırdı."
Nefesi kesilmek (tıkanmak): Güç soluk alacak duruma gelmek veya
soluğu büsbütün durmak."Bir yumrukta nefesini kesti adamın."
Nefes nefese gelmek: Koşarak, sık sık soluyarak, heyecanlı ve
yorulmuş bir şekilde (gelmek)."Kapıdan içeri nefes nefese girdi."
Nefes tüketmek: Bir şeyi anlatmaktan çok yorulmak."Boşuna nefes
tüketiyorsun, baksana anlamıyor."
Nefsine yedirememek: Kendine yakıştıramamak, o şeyi yapmayı
kendisi için onur kırıcı, ağır bulmak."İki yüzlülüğü bir türlü nefsine
yediremiyordu."
Nefsini körletmek: Birtakım yollarla iştah duygusunu
dindirmek."Nefsini körletmeden iyi bir kul olamazsın."
Ne güne duruyor?: "Şimdi yapmazsa, ne zaman yapacak" anlamında
kullanılır."Gitsin istesin kızı, daha ne güne duruyor?"
Nefsini yenmek: Arzularının, ihtiraslarının önüne geçebilmek.
Ne günlere kaldık!: "Eskiden daha iyiydi, zaman değişti, düzen ve
usuller başkalaştı, çok kötü günler geçiriyoruz" anlamında kullanılır.
Ne hâli varsa görsün!: Uyarılara, öğütlere kulak asmayan insanlar
için "ne yaparsa yapsın, beni ilgilendirmiyor" anlamında kullanılır.
Ne idiği belirsiz: Ne olduğu, niteliği, soyu sopu, nereli olduğu
bilinmeyen."Ne idiği belirsiz bir yığın insan hükümette yer almış."
Ne mal olduğunu anlamak: Asıl niteliğini, işe yaramaz oluşunu,
kötü niyet beslediğini anlamak."Onun ne mal olduğunu şimdi anlarız."
Ne mene: Ne türlü, nasıl, ne çeşit?
Ne od var ne ocak: Aşırı yoksulluğu, geçim darlığını anlatmak
için kullanılır.
Ne oldum delisi olmak: Beklemediği bir duruma yükselip şımarmak,
ölçüsüz hareketler yapmak."Dikkat et, ne oldum delisi olan insanlar gibi
olma."
Ne olur: "Yalvarırım, rica ederim, lütfen" anlamında
kullanılır."Ne olur beni de götürün köye!"
Ne olur ne olmaz: Her ihtimale karşı, ne olacağı belli
değil."Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Ne pahasına olursa olsun: Her türlü sıkıntı ve tehlikeyi göze
alarak, ne kadar büyük fedakârlık isterse istesin."Ne pahasına olursa
olsun ben bu işi bitireceğim."
Nerede akşam orada sabah: "Gece kalacağı bir yeri yok, neresi
rast gelirse orada kalıp yatar" anlamında kullanılır.
Nereden nereye: 1. Uzak, dolaylı bir ilişki ile. 2. Şaşılacak
şey, olacak gibi değil!"Nereden nereye, kim derdi ki biz
karşılaşacağız!"
Ne şiş yansın ne kebap: "İki taraf da korunsun, gücendirilmesin,
ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol bulunsun" anlamında kullanılır.
Ne tadı var ne tuzu: Hoşa gidecek, zevk alınacak, beğenilecek bir
şey değil."Ne tadı var ne tuzu yaptığım işin."
Nevri dönmek: Çok öfkelenmek, sinirlenip kızmak ve bu sebeple
rengi değişmek."Saygısızca konuşmaya başlayınca nevri döndü, öfkeyle
elini kaldırdı."
Ne yardan geçer ne serden: İstediği şey fedakârlığı gerektirdiği
hâlde, fedakârlığa yanaşmayan ama istediğinden de vazgeçmeyen kimseler
için kullanılır.
Ne yer ne yedirir: Kimsenin yararlanmasını istemez, kendi de
yararlanmaz.
Neye uğradığını bilememek: Beklenmedik bir durumla karşılaşıp
hiçbir şey yapamamak, şaşırıp kalmak."Ocak birden alev alınca neye
uğradığını bilemedi."
Niyet etmek: Bir şeyi yapmayı zihninde tasarlamak, düşünmek."Ona
hediye almaya niyet etmişti."
Niyeti bozuk: Kötü bir davranışta bulunması beklenen, kötülük
düşündüğü sezilen."Niyeti bozuk bunların, sakın ilişmeyin."
Noktası noktasına: Tastamam, eksiksiz, tamamen, birbiriyle
tıpatıp aynı."Noktası noktasına hatırlıyorum o kavgayı."
Not düşmek: Yazılı metnin bulunduğu sayfanın bir köşesine,
konuyla ilgili birkaç cümle yazmak.
Notunu vermek: Kıymetini tespit etmek, ne nitelikte bir kişi
olduğu konusunda kanıya varmak."Hâlâ notunu veremedin mi o adamın?"
Nuh der peygamber demez: Son derece inatçıdır, düşüncelerini bir
türlü değiştirmez, söylediklerinde ve inançlarında direnir.
Nuh Nebi`den kalma: Çok eski modası geçmiş, köhnemiş (eşya,
bina)."Nuh Nebi`den kalma bir koltukta oturuyordu."
Numara yapmak: Bir hareketi yalandan yapmak, bir şeyi gerçekmiş
gibi söyleyerek karşısındakini aldatmak."Ona öyle bir numara yapacağım
ki şaşkına dönecek."
Nur topu: Gürbüz, sağlıklı, çok güzel ve temiz çocuklar için
söylenir.
Nutku tutulmak: Korkudan, üzüntüden, heyecandan konuşamaz
olmak."Katili karşısında görünce nutku tutuldu."
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
|