|
|
|
www.gramerimiz.com
Son Sürat Dolaşın İnternette...!
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Bu sayfayı Sık Kullanılanlara Ekle
Ö
Öbür (öteki) dünya: Ahiret, insanların öldükten sonra gidecekleri ve
ebedî olarak kalacakları âlem."Öteki dünyada inşallah yüzümüz güler."
Öç almak: Yapılan bir kötülüğün acısını aynı derecede bir kötülük
yaparak çıkarmak."Öç alma fikrinden vazgeçirmeliyiz onu."
Ödü patlamak: Ani bir olay sebebiyle çok korkmak."Fareden ödüm
kopar."
Öküzün altında buzağı aramak: Kimi sebepler, bahaneler uydurarak
suç ve suçlu bulma çabasında olmak.
Öküz öldü, ortaklık bozuldu: Aradaki yakınlık dayanağı kalktı,
yakınlık da kalmadı.
Ölçüyü kaçırmak: Uygun derecenin üstüne çıkmak, aşırı
gitmek,"Sofraya her oturuşunda ölçüyü kaçırırdı."
Ölme eşeğim ölme (yaza yonca bitecek): Umutsuz bir bekleyişi
anlatmak için kullanılır.
Ölmek var, dönmek yok: "Neye mal olursa olsun, iş sonuna kadar
götürülecektir, yapılmasından kaçınılmayacaktır" anlamında
kullanılır."Özgürlük yolunda ölmek var, dönmek yok bize."
Ölü fiyatına: Yok pahasına, değerinden çok ucuza, az bir para
ile."Arsaları ölü fiyatına satmak zorunda kaldık."
Ölü mevsim: İşin veya alışverişin az olduğu, durgun geçtiği zaman
dilimi."Bizim iş en ölü mevsimini yaşıyor."
Ölüm Allah`ın emri: 1. Herkes ölecek, ölüm mukadderdir. 2. Kesin
karar verme durumunda kullanılır.
Ölümü göze almak: Yaptığı iş uğruna ölmekten korkmamak, yürekli
davranmak."Allah yolunda ölümü göze aldı yiğitler."
Ölümüne susamak: Yapmakta olduğu tehlikeli işte ölümü kendi
üzerine çekecek davranışta bulunmak."Ölümüne mi susadın, çekil şu
arabanın önünden!"
Ölüp ölüp dirilmek: 1. Çok ağır bir hastalıktan kurtulmak. 2. Ard
arda gelen sıkıntılı, acı veren durumlara düşmek.
Ölür müsün, öldürür müsün?: "Öyle ters bir iş yaptı ki ona mı
ceza vermeliyim kendime mi?" anlamında kullanılır.
Ömrü billah: Hiçbir zaman, ya da şimdiye kadar."Ömrü billah yalan
söylememiştir o."
Ömrüne bereket: "Var ol, sağ ol, ömrün uzun olsun" anlamında
kullanılır.
Ömrü vefa etmemek: Bir şeye kavuşamadan, bir sonuca ulaşamadan
ölmek."Okulunu bitirip doktor olacaktı ama ömrü vefa etmedi."
Ömür adam: Beğenilen, çok hoşa giden, değişik düşünceleri olan
adam.
Ömür çürütmek: Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da
boşuna zaman harcamış olmak."Bu ev için bir ömür çürüttüm ben."
Ömür sürmek: İyi ve rahat yaşamış olmak."Uzun bir ömür sürdü
dedem."
Ömür törpüsü: İnsanı yıpratan, yoran, sıkıntıya sokan, uzun ve
yorucu iş.
Ön ayak olmak: Bir işin yapılmasında ilk başlayan olup herkesi
arkasından sürüklemek."Haydi ön ayak olda koşsunlar biraz."
Öne düşmek: 1. Önderlik ya da kılavuzluk etmek. 2. En önde
yürümek.
Önüne gelen: Olur olmaz kimse, herkes, karşısına çıkan."Önüne
gelene sordu ama bulamadı."
Öpüp başına koymak: Bir şeyi minnetle karşılamak, seve seve kabul
etmek."Adam sana iş verecekmiş, daha ne istiyorsun, öpüp başına koy."
Örtbas etmek: Kötü bir durumu gizlemek, yayılmasını
önlemek."Dairede yapılan yolsuzlukları örtbas edeceklerini sandılar."
Örümcek kafalı: Geri düşünceli, yenilikleri kolay kabul etmeyen
(kimse).
Öteden beri: Oldukça uzun zamandan beri, eskiden beri."Öteden
beri sevmem ben onu."
Ötesi çıkmaz sokak: "Takip edilen yol yanlıştır, bu yolla bir
yere gidilemez, sonuç alınamaz, bir yere kadar gidilir ama daha fazla
gidilemez" anlamında kullanılır.
Özenip bezenmek: Çok özen gösterip titizlikle, ayrıntılarına
varıncaya değin ele almak.
Özrü kabahatinden büyük: Bir kabahat için özür dilerken daha
büyük bir kabahat işleyen kimse için söylenir.
Özür dilemek: 1. Yaptığı bir yanlıştan ötürü affedilmesini
istemek. 2. Özrünü ileri sürerek yapılması kendinden istenen işi
yapmamak, bundan bağışlanmasını istemek."Özür dilerim, ben o kovayı
taşıyamayacağım."
Özü sözü bir: Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan,
ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse."Özü sözü bir olan
insanlara rastlamak gittikçe zorlaşıyor."
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
|