|
Bu Altayca cümleleri Türk dilbilimi öğrenimi görmemiş
bir Türk'ün anlıyamayacağı ortadadır. Bir Altaylı da bu cümlelerin Türkçe
karşılıklarını anlıyamaz. O halde Altayca ile Türkçe arasındaki
anlaşılabilirlik oranı sıfır ya da sıfıra çok yakındır diyebiliriz. 1970 sayımına göre 56.000 kişi tarafından konuşulan
Altayca, Sovyet devriminden sonra yazı dili olmuştur. Altaycanın birçok
diyalektleri vardır. Bunlar iki grupta toplanabilir: 1) Kuzey diyalektleri
(Tuba, Kumandı ve Çalkandı), 2) Güney diyalektleri (Altay, Telengit ve
Teleut). Yazı dili güney diyalektleri üzerine kurulmuştur. VI. Kırgızca-Türkçe deneyi
1. Men kün sayın erte turamın = Ben her gün erken kalkarım. 2. Krovatımdı cıynaymın, cûnamın = Yatağımı toplarım (ve) yıkanırım. 3. Siler çaşsıñar, ösösüñör, keleçektin êsi bolosuñar = Sizler genç- siniz, büyüyeceksiniz (ve) geleceğin sahip(ler)i olacaksınız. 4. Ukpayt dep uşak aytpa, bilbeyt dep ûru kılba = İşitmez(ler) diye dedi-kodu yapma (harf "söyleme") bilmez(ler) diye hırsızlık etme (harf "kılma"). 5. Al ôru, mına oşonduktan iştebeyt = O, hasta; işte bu nedenle çalışmıyor. 6. Men emdigiçe erteñ menenki tamaktı içe elekmin = Ben henüz (harf. "şimdiye değin") kahvaltı etmedim. 7. Erteden beri tamak ozana elekmin = Sabahtan beri ağzıma yemek koymadım. 8. Anın oşondoyun men eçak ele bilçümün = Onun böyle olduğunu ben çoktan beri biliyordum. 9. Aba ırayı özgördü = Hava (harf. "hava durumu") değişti. 10. Cerdin beti caykı caşıl ırañdan acırap,kubargan = Yeryüzü(harf. "yerin yüzü") yazdaki yeşil rengini yitirip sarardı. Yukarıdaki Kırgızca cümleleri Türk dilbilimi öğrenimi
görmemiş Türkiyeli bir Türk'ün anlaması olanaksızdır. Birinci cümledeki men
"ben" ve kün "gün" sözleri anlaşılsa bile kün sayın "her gün", erte "erken"
ve turamın "kalkarım" söz ve söz grupları bilinemiyeceğinden cümle
anlaşılmayacaktır. İkinci cümledeki Rusça asıllı krovat "yatak, karyola"
sözü, büyük bir olasılıkla, Türkçedeki Fransızca asıllı kravat sözü ile
karıştırılacak ve cümledeki öbür iki söz de anlaşılamıyacağından cümleye
doğru anlam verilemiyecektir. Sözü uzatmak gereksiz. Kırgızca Türklerce
anlaşılamıyacak kadar farklıdır. Kırgızlar da, özel olarak çalışıp
öğrenmedikçe, Türkçeyi anlıyamazlar. Bu durumda, Kırgızca bir diyalekt
değil, dildir diyebiliriz. Gerçek de budur. Kırgızca Türk dilleri içinde en çok Altaycaya yakındır.
Bununla birlikte birçok seslik, biçimlik ve sözlük farklarla ondan ayrılır.
Aşağıdaki birkaç cümle karşılaştırması Kırgızca ile Altayca arasındaki farkı
göstermeğe yetecektir sanırız: Alt. Men bojoboy cadım = Kırg. Menin ubaktım çok "Benim (hiç) vaktim yok" Alt. Bu ton oğo elbek = Kırg. Bul içik ağa çong "Bu kürk ona büyük" Alt. Nemelerdi turağa kiydirip salıñ = Kırg. Buyumdardı üygö kirgizin "Eşyaları eve taşıyın (harf. "eve sokun")" Alt. Bu kerek eki çıldın turkunına çöyilip cat = Kırg. Bul cumuş eki cılga sozulup ketet "Bu iş iki yıl sürer" Alt. Bastırazı cüs salkoboy tudulgan = Kırg. Bardığı cüz som karacattaldı "Toplam yüz ruble harcanıldı" Alt. Mende slerge kirerge oyum cok = Kırg. Silerdikine kirüügö ubaktım çok "Sizin (eve) girmek için vaktim yok" Alt. Kandıy curtap turarıgar? = Kırg. Kanday turasıñar? "Nasılsınız?" Kırgızlar çok eski bir Türk halkıdır. Bununla birlikte
Kırgızca ilk kez Sovyet devriminden sonra yazı dili olmuştur. Kırgızca 1924
ile 1926 yılları arasında Arap alfabesi, 1928 ile 1940 yıllan arasında da
Latin alfabesi ile yazılmıştır. 1940'tan beri de Kiril alfabesi ile
yazılmaktadır. Kırgızca, 1970 sayımına göre, 1.452.000 kişi tarafından
konuşulur. Üç diyalekti vardır: Kuzey, Güney-Batı ve Güney-Doğu
diyalektleri. Kırgız yazı dili Kuzey diyalekti üzerine kurulmuştur. VII. Özbekçe-Türkçe Deneyi
1. U kelgändä edi kinogä barär edik = O gelmiş olsaydı sinemaya giderdik. 2. İşlägändä körä däm äliş yahşi = Dinlenmek çalışmaktan daha iyidir. 3. Şudgår ådamlar bilän tolä edi: birisi häydäyåtir, birisi målä båsäyåtir, båskaläri ketmån çåpäyåtir = Tarla insanlarla dolu idi: birisi çift sürüyor, birisi (yeri) tırmıkla temizliyor, başkaları da çapa çapalıyor(lardı). 4. Yer kuyåş ätråfidä äylänädi = Dünya güneş(in) etrafında döner. 5. Åldin åwkatlängänlär stoldän turişä yatibdi = Önceden yemek yemiş olanlar masadan kalkıyorlardı. 6. Papiros çekäsiz mi? = Sigara içer misiniz (harf. "çeker misiniz")? 7. İkki tåmåni teñ üçburçäk teñ yånli üçburçäk deb äytilädi = İki kenan eşit üçgen(e) eşkenar üçgen adı verilir. 8. Ulär bir-biri bilän gäpirişmäydi = Onlar birbirleri ile konuşmuyorlar. 9. Akämniñ balälärigä häm men karäymän = Ağabeyimin çocuklarına da ben bakıyorum. 10. Åpäsiniñ yumuşlärigä
karäşä başlädi = Ablasına yardım etmeğe başladı (harf. "Ablasının işlerine
bakmağa başladı"). Özbekçe ile Türkçe arasındaki karşılıklı
anlaşılabilirlik oranı sıfır değilse bile ona yakın derecede düşüktür.
Papiros çekäsiz mi gibi çok kısa bir cümlede bile anlamı bilinmiyen bir söz
o cümlenin anlaşılmasına engel olur. 1970 sayımına göre 9.195.000 kişi tarafından konuşulan
Özbekçe Çağataycanın bir devamı sayılabilir. Özbekçe 1927'ye kadar Arap
alfabesiyle, 1927 ile 1938 yılları arasında da Latin alfabesiyle
yazılmıştır. 1938 yılından beri ise yeni Kiril alfabesi ile yazılmaktadır. Özbekçenin birçok diyalektleri vardır. Bunlar üç grupta
toplanabilir: 1) Kıpçak diyalektleri, 2) Oğuz diyalektleri, 3)
Karluk-Çiğil-Uygur diyalektleri. Kıpçak ve Oğuz diyalektlerinde 8 ünlü
sistemi ve ünlü uyumu korunduğu halde, Özbek yazı dilinde 6 ünlü vardır ve
ünlü uyumu bozulmuştur. VIII. Uygurca-Türkçe deneyi
1. Adättikigä kariganda bügün köpräk işliduk = Her zamankine göre bugün daha çok çalıştık. 2. Uniñga kariganda bu ärzänräk ämäs mu? = Ona bakarak bu daha ucuz değil mi? 3. Pulni poçta arkilik äwättim = Parayı posta aracılığı ile yolladım. 4. Män här yäkşänbä küni teatrga baridiğanmän = Ben her pazar günü tiyatroya giderdim. 5. Äjdiha ot çeçip şirgä karap umtuldi = Ejderha ateş saçarak arslana doğru saldırdı. 6. Çivinlär yorukni räñni arälamdu? = Sinekler ışığı ve rengi fark eder mi? 7. Bizniñ tehi ügünüşimiz keräk = Bizim daha öğrenmemiz gerek. 8. Bu kommuna äzaliri mol hosul alimiz däp ciddiy işlävatidur = Bu komün(ün) üyeleri bol ürün almak için canla-başla çalışıyorlar. 9. U çoñkur tinivaldi vä kätmäk üçün asta kozgaldi = O derin-derin esnedi ve gitmek için yavaşça (yerinden) kalktı. 10. Siz bilän hoşlaşkini
käldim = Sizinle vedalaşmağa geldim. İşte, Yeni Uygurca 10 cümle ve Türkçe karşılıkları! Bu
cümlelerde biz Türklerin kolayca ayırt edebileceği adät "adet", bügün
"bugün", bu, män "ben", här "her", keräk "gerek" vb. gibi Türkçe
karşılıklarına çok yakın bazı sözler var. Ancak, daha önce de belirttiğim
gibi, bir cümlede bir ya da birkaç sözün bilinmesi o cümlenin tam ve doğru
olarak anlaşılmasına yetmez. Cümledeki bütün sözlerin ve morfemlerin
bilinmesi gerekir. Bu da özel olarak çalışıp öğrenmekle olur. O halde, Yeni
Uygurca da bir diyalekt değil, dildir diyebiliriz. Uygurca Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sin-kiang eyaleti ile
SSCB'nin Kazak, Kırgız, Özbek Ve Türkmen Cumhuriyetlerinde konuşulur.
Çin'deki Uygurların sayısı 3.900.000 kadardır. SSCB'nde ise, 1970
sayımlarına göre, 173.000 Uygur vardır. Uygurca da, Özbekçe gibi, eski Çağatay yazı dilinin
devamı sayılır. Çin'deki Uygurlar son zamanlara kadar düzeltilmiş Arap
alfabesini kullanıyorlardı. 1959'da toplanan Sin-kiang Uygur Bölgesi İkinci
Dilbilimciler Kongresinde Uygurca için Latin asıllı yeni bir alfabe kabul
edilmiştir. Çin'deki Uygurlar dillerini bugün bu yeni alfabe ile
yazmaktadırlar. SSCB'ndeki Uygurlar ise 1930'dan 1946'ya kadar Latin
alfabesini kullanmışlar, 1946'da bu alfabeyi Kiril alfabesi ile
değiştirmişlerdir. Uygurcanın pek çok diyalektleri vardır. Bunlar üç
grupta toplanabilir: 1) Kuzey-Batı diyalekti ya da Orta diyalekt (Bu
diyalekt şu ağızlardan oluşur: Turfan, Kuça, Aksu, Kaşgar, Yarkend, İli,
Urumçi, Komul, Karaşar, Korlin), 2) Doğu ya da Lobnor diyalekti, 3) Güney ya
da Hotan diyalekti. IX. Tatarca-Türkçe deneyi
1. Ana şatlığınnan yılap cibärdí = Anne sevincinden ağlamağa başladı. 2. Bízníñ bakçada çiyä, karlığan häm kura cilägí kuwakları üsä = Bizim bahçede vişne, frenk üzümü ve ahududu ağaçlan yetişir. 3. Bízníñ uram zur uram = Bizim cadde büyük (bir) cadde(dir). 4. Atlıyk duslar alga taban! = Yürüyelim, dostlar ileri doğru! 5. Yak-yünínä karanıp ozın ozın atlıy = Yanına yöresine bakınarak uzun adımlarla yürüyor (harf. "uzun uzun adımlar atıyor"). 6. Anıñ maturlığı miní tañga kaldırdı = Onun güzelliği beni şaşırttı. 7. Bay bay öçín tırışa, yarlı yarlığa bulışa = Zengin, zengin için çalışıp çabalar, yoksul (da) yoksula yardım eder. 8. Yañgırlar yawgalasa da cir älí dımga tuymadı = Çok yağmur yağmasına rağmen yer henüz neme doymadı. 9. Ul irtän altı säğattä tora, zaryadka yasıy, salkın suw bílän yuwına = O, sabah saat altıda kalkar, jimnastik yapar (ve) soğuk su ile yıkanır. 10. Yıl ahırına bik küp torak
yortlar faydalanuwga tapşırılaçak = Yıl sonuna (kadar) pek çok yaşama
evler(i) istifadeye sunulacak. Yukarıdaki 10 Tatarca cümle ile bunların Türkçe
karşılıklarından açıkça görüleceği gibi, Tatarca ile Türkçe arasında pek çok
seslik, biçimlik ve sözlük farklar vardır: yılap "ağlayıp", cir "yer", ul
"o", bik "pek", öçín "için", miní "beni", yün "yön, taraf", bílän "ile",
vb.; atlıyk "yürüyelim", atlıy "yürüyor", tora "kalkar", alga "ileriye",
bízníñ "bizim", vb.; çiya "vişne", karlığan "frenk üzümü", kura cilägí
"ahududu", kuwak "«ğaç, çalı", üs- "büyümek, yetişmek", uram "cadde, sokak",
zur "büyük", al "ön, ileri", taban "... doğru", yak "yan, taraf", karan-
"bakınmak", matur "güzel", tañga kaldır- "hayrette bırakmak, şaşırtmak", bay
"zengin", yarlı "yoksul", dım "nem", irtän "sabah", tor- "kalkmak", zaryadka
"jimnastik", yasa- "yapmak", salkın "soğuk", yuwın- "yıkanmak", küp "çok",
torak yort "yaşama evi, apartman", tapşır- "vermek, tevdi etmek, sunmak",
vb. Görüldüğü gibi, Tatarca ile Türkçe arasında birçok seslik, biçimlik ve
sözlük ayrılıklar vardır. Bir dilin diyalektleri arasında bu kadar çok
ayrılık olmaz. O halde, bizde, Tümtürkçü duygular ve kaygılarla "Kazan
Türkçesi", ya da "Kazan şivesi" diye adlandırılan Tatarca, Türkçenin bir
diyalekti değil fakat ayrı ve bağımsız bir dildir. Tatarca, Kıpçak grubu Türk dillerindendir. Tatar adı
Türk dilinin en eski yazılı belgeleri olan Orhon yazıtlarında geçmektedir:
Otuz Tatar, Tokuz Tatar ya da sadece Tatar. Ancak, Orhon yazıtlarında geçen
bu ethnic adlar Türk boylarının değil, Moğol boylarının adlarıdır. Türkçe
konuşan Tatarların ortaya çıkışı Altın Ordu devleti dönemine rastlar.
Bugünkü Tatarlar, büyük bir olasılıkla, Volga Bulgarlarının Çingiz
ordularındaki Türk (Kıpçak) ve Moğol boyları ile karışmaları sonucu oluşmuş
bir Türk halkıdır. Geçen yüzyıl ortalarına kadar yazı dili olarak
Çağataycayı kullanan Tatarlar bu dönemde kendi yerli diyalektleri ile
yazmağa başlamışlar ve bugünkü Tatar yazı dilinin temelini atmışlardır.
Tatarca 1927'ye kadar Arap, 1927 ile 1939 yıllan arasında da Latin
alfabesiyle yazılmıştır. 1939'dan başlayarak Tatarca Kiril asıllı yeni Tatar
alfabesi ile yazılmaktadır. Tatarca, 1970 sayımlarına göre, 5.931.000 kişi
tarafından konuşulur. Bu nüfusun % 30'u, merkezi Kazan şehri olan Tatar
ÖSSC'nde, % 70'i de SSCB'nin öbür cumhuriyet ve bölgelerinde yaşamaktadır. Tatarcanın üç diyalekti vardır: 1) Orta diyalekt ya da
Kazan diyalekti (birçok ağızlan vardır), 2) Batı ya da Mişer diyalekti
(Penza, Gorkiy, Ulyanov, Saratov, Volgograd, Astrakhan ve Kuybışev bölgeleri
ile Mordvin, Çuvaş ve Başkurt ÖSSC'nde konuşulan Tatar ağızları), 3) Doğu ya
da Sibirya diyalekti (Bu diyalekte Tobol, Saz Ayağı, Tümen, Tevriz ve Tara
adlarındaki Batı Sibirya Tatar ağızları girer). Tatar yazı dili Orta
diyalekt üzerine kurulmuştur. X. Başkurtça-Türkçe deneyi
1. Häzír ük kuzgalayık, yukha huñlarbız = Hemen şimdi kalkalım, yoksa geç kalacağız. 2. Hin toğrolokto aytkanda yaratmayhıñ = Sen, gerçek söylenilince, hoşlanmıyorsun. 3. Uynap höylähäñ dä uylap höylä = Şaka söylesen de düşünüp söyle. 4. Üzíníñ zur bähíthízlíkkä osrağanın hizä = Kendisinin büyük (bir) bahtsızlığa uğradığını hissediyor. 5. Bında öyzär taştan matur itíp halıngandar, tübälärín arış halamdarı mínän yapkandar = Burada, evler, taştan güzel (bir şekilde) yapılmış; çatılarını (da) çavdar sapları (harf. "samanları") ile örtmüşler. 6. Yulga irtängí halkında sığırbız = Yola sabah serinliğinde çıkacağız. 7. Säğät östö huktı = Saat üçü vurdu. 8. Bawzıñ ozono, hüzziñ kıskahı yakşı = İpin uzunu, sözün (ise) kısası iyi(dir). 9. Alt alhañ hınap al, aksa alhañ hanap al = At al(ı)rsan, sınayıp al, para al(ır)san sayıp al. 10. Kistärín min öyzä bulam = Akşamları ben evde olurum. Yukarıdaki Başkurtça cümlelerin hiçbirisinin Türkiyeli
Türklerce anlaşılamıyacağı açıktır. Sägät östö huktı gibi çok kısa ve yalın
bir cümleyi anlamak için bile şu ön bilgiler gereklidir: 1) Arapça sâ'at
"saat" sözü, Başkurtçada, ilk hecedeki uzun /a/ foneminin kısalması, ikinci
hece başındaki gırtlak patlayıcısı ayn'ın /g/ fonemine dönüşmesi ve sözün
tümüyle öndamaksıllaşması (palatalization) sonucu, sägät biçimini almıştır;
2) Eski Türkçenin ilk hecedeki /ü/ ünlüsü Başkurtçada, kurallı olarak, zayıf
(reduced) ve kısa /ö/ ünlüsüne, söziçi (medial) ve sözsonu (final) /ç/
fonemi de /s/ye değiştiğinden, Ortak Türkçe üç "3" sözü Başkurtçada ös
biçimini almıştır; 3) Eski Türkçe sözbaşı (initial) /s/ fonemi Başkurtçada
kurallı olarak /h/ye dönüştüğünden, ilk hecedeki /o/ ünlüsü de yine kurallı
olarak /u/ya değiştiğinden, Ortak Türkçe sok- "vurmak" edimi Başkurtçada
huk- biçimini almıştır. İşte, ancak bütün bu bilgiler bilindikten sonradır
ki Sägät östö huktı gibi Başkurtça bir cümle "Saat üçü vurdu" tarzında
anlaşılabilir. 1970 sayımlarına göre 1.240.000 kişi tarafından
konuşulan Başkurtça ancak Sovyet devriminden sonra yazı dili olabilen Türk
diyalektlerindendir. Başkurtça 1929'a kadar Arap, 1929'dan 1939'a kadar
Latin alfabesiyle yazılmıştır; 1939'dan başlayarak da Kiril alfabesiyle
yazılmaktadır. Başkurtçanın iki diyalekti vardır: Doğu ya da Kuvakan
diyalekti, Güney ya da Yurmat diyalekti. Doğu diyalektinin beş ağzı vardır:
Ay, Argayaş, Salyut, Miyas ve Kızıl. Güney diyalektinin ağızları da
şunlardır: İk-Sakmar, Orta ağız, Kara-İdil, Dem, Güney-Batı ağızları.
Başkurtçanın Doğu ve Güney diyalektleri arasında önemli fonemik ve seslik
(phonetic) farklar vardır. Güney diyalektinin Güney-Batı ağızları öteden
beri Tatarcanm etkisi altındadır. Başkurt yazı dili Doğu diyalekti üzerine
kurulmuştur. Ana dilleri Tatarca olan bazı dilciler, örneğin Saadet
Çağatay ve Ahmet Temir, Başkurtçayı "Kazan Türkçesi" ya da "Kazan Şivesi"
diye adlandırdıkları Tatarcanın bir 'ağız'"ı sayarlar (bkz. S. Çağatay, Türk
Lehçeleri Örnekleri II: Yaşayan Ağız ve Lehçeler, s. 70-72 ve A. Temir,
"Kuzey Türkçesi", Türk Dünyası El Kitabı, s. 297). Bu görüşe katılmak
güçtür. Çünkü, Başkurtça, Tatarca ile aynı alt-gruba (Kıpçak grubunun
Tatar-Başkurt alt-grubu) girmekle birlikte, bazı önemli farklarla ondan
ayrılır. Bu farkların başlıcaları şunlardır: 1) Söz ve ek başındaki /s/ fonemi Tatarcada korunduğu
halde, Başkurtçada /h/ye değişir: Tat. sarık = Bşk. harık "koyun", Tat. soñ
= Bşk. huñ "son, sonra; geç", Tat. bulsa = Bşk. bulha "olsa", Tat. tuktasın
= Bşk. tuktahın "dursun", vb. 2) Ortak Türkçe /ç/ fonemi Tatarcada korunduğu halde,
Başkurtçada /s/ye dönüşmüştür: Tat. çap- = Bşk. sap- "koşmak", Tat. çalgı =
Bşk. salgı "orak, tırpan", Tat öçín = Bşk. ösön "için", Tat. kiç = Bşk. kis
"akşam", Tat. çäç = Bşk. säs "saç" (<< *çäç << saç), vb. 3) Söziçi ve sözsonu /z/ fonemi Tatarcada korunduğu
halde, Başkurtçada ötümlü dişlerarası sızıcısı (voiced interdental
fricative) /z/ye değişmiştir. 4) Söziçi ve sözsonu /s/ fonemi Tatarcada korunduğu
halde, Başkurtçada ötümsüz dişlerarası sızıcısı (voiceless interdental
fricative) /s/ye değişmiştir. 5) Başkurtçada Tatarcada bulunmayan dudak uyumu vardır:
Tat. yoldız = Bşk. yondoz "yıldız", Tat. yöriy = Bşk. yöröy "yürüyor", Tat.
kölímsírä- = Bşk. kölömhörä- "gülümsemek", Tat. öçín = Bşk. ösön "için" vb. 6) Sözbaşı /y/ fonemi Tatarcada /ı/ ile /i/den önce
kurallı olarak, bazı sözlerde /c/ fonemine değiştiği halde, Başkurtçada /ı/
ile /i/den önce de korunmuştur: Tat. cidí = Bşk. yítí "7", Tat. cibär- =
Bşk. yíbär- "göndermek", Tat. cılı = Bşk. yılı "sıcak, ılık", vb. 7) Arapça-Farsça ödünçlemelerdeki sözbaşı /c/ fonemi
Tatarcada korunduğu halde, Başkurtçada kurallı olarak /y/ye dönüşür: Tat.
cawap = Bşk. yawap "cevap, yanıt", Tat. can = Bşk. yän "yan", Tat. comga =
Bşk. yoma "cuma", vb. 8) {-DA} ve {-DI} eklerinin başındaki /d/ fonemi
Tatarcada korunduğu halde, Başkurtçada ünlülerden sonra /n/ fonemine
dönüşür: Tat. kaladan = Bşk. kalanan "şehirden", Tat. karadı = Bşk. karanı
"baktı" vb. İşte, bu gibi seslik farklarla burada sözünü
etmiyeceğimiz bazı önemli sözlük (lexical) farklar Başkurtçayı Tatarcadan
ayırır. Bununla birlikte, aşağıdaki cümle karşılaştırmalarından da
anlaşılacağı gibi, Tatarca ile Başkurtça arasındaki karşılıklı
anlaşılabilirlik oranı oldukça yüksektir: Tat. Miña karadı = Bşk. Miñä karanı "Bana baktı" Tat. İdíl kürmiy itík salmıylar = Bşk. İzíl kürmäy itík sismäyzär "Su(yu) görmeden çizme(yi) çıkarmazlar" Tat. Min anı kiçä oçrattım = Bşk. Min unı kisä osrattım "Ben ona dün rastladım" Tat. Cılı söyäk sındırmıy = Bşk. Yılı höyäk hındırmaş "Sıcak kemig(i) kırmaz" Tat. Sin ni íşliysíñ? = Bşk. Hin nämä íşläyhíñ? "Sen ne yapıyorsun?" Görüldüğü gibi, Başkurtça Tatarcaya yakındır. Ancak,
Tatarlarla Başkurtlar arasındaki ethnic, kültürel ve politik ayrılıklarla
Tatarca ile Başkurtçanın ayrı ayrı birçok diyalektleri bulunduğu gerçeği göz
önünde tutulursa Başkurtçanın Tatarcadan ayrı bir yazı dili olduğu görüşü
ağırlık kazanır. Tatarca ile Başkurtça arasındaki ilişki İsveççe ve Norveççe
ile Danca (Danish) arasındaki ilişkiye benzetilebilir. Genel Dilbilim Dergisi, Cilt II, Sayı
7-8, 1980
III XI. Kazakça-Türkçe Deneyi 1.
Sizben tanıskanıma öte kuwanıştımın = Sizinle tanıştığıma çok sevindim
(harf. "çok kıvançlıyım"). 2. Mağan kalanı aralatıp körsetiñizşi = Bana şehri gezdirip gösteriniz, lütfen. 3. Siz şetel tilderiniñ kaysısın bilesiz? = Siz yabancı dillerin hangisini biliyorsunuz? 4. Men azdap Nemisşe bilemin = Ben biraz Almanca biliyorum. 5. Mağan sizdiñ kala kattı unadı = Sizin şehr(iniz) benim çok hoşuma gitti. 6. Mağan konak üyge baratın joldı körsetiñizşi = Bana otele giden yolu gösteriniz, lütfen. 7. Tike jüre beriñiz, sodan soñ oñga burılıñız = Doğru yürüyünüz, ondan son(ra) sağa dönünüz. 8. Halıkaralık hat-habardı kay jerde kabıldaytının aytıñızşı = Yurtdışı (harf. "uluslararası") mektupları nerde kabul ettiklerini söyler misiniz, lütfen? 9. Mağan sizdiñ kalanıñ suwreti bar otkrıtkanı beriñizşi = Bana sizin şehr(iniz)in resmi bulunan (bir) posta kartı veriniz, lütfen. 10. Mağan jöteldi basatın
däri beriñizşi = Bana öksürüğü kesen (harf. "basan, bastıran") ilâç veriniz,
lütfen. Yukarıdaki 10 Kazakça cümleyi Türk dil bilimi öğrenimi
görmemiş, Kazakça bilmiyen bir Türkün anlaması olanaksızdır. Aynı durumda
olan, başka bir deyişle Türkçe bilmiyen, bir Kazak da bu cümlelerin Türkçe
karşılıklarını anlıyamaz. Kazakça ile Türkçe arasında pek çok seslik,
biçimlik ve sözlük farklar vardır. O halde, Kazakça da bir diyalekt değil,
akraba fakat ayrı ve bağımsız bir dildir. 1970 sayımlarına göre eski S.S.C.B.'de 5,299,000 Kazak
vardır. Buna Çin'in Sinkiang eyaletinde yaşıyan 530,000 Kazakla, Afganistan
ve Moğolistan'da yaşıyan Kazakları da eklersek Kazakların toplam sayısı
6,000,000'u bulur. Kazakça geçen yüzyılın ortalarında yazı dili olmuş Türk
diyalektlerindendir. 1929'a kadar Arap, 1929'dan 1939'a kadar da Latin
alfabesiyle yazılan Kazakça 1940'tan bu yana Kiril alfabesiyle
yazılmaktadır. Kazakçanın diyalektleri yoktur, fakat birçok ağzı
vardır. Ancak, 1970 sayımına göre 236,000 kişi tarafından konuşulan ve
Sovyet Türkologlarınca ayrı bir dil olarak kabul edilen Karakalpakça
Kazakçaya çok yakındır ve pek-âlâ Kazakçanın bir diyalekti sayılabilir.
Aşağıdaki birkaç cümle karşılaştırması Kazakça ile Karakalpakçanın birbirine
ne denli yakın olduğunu göstermeğe yetecektir sanırız: Kzk. Ol, awruw; sondıktan da ol jumıs istemeydi = Kklp. Ol nawkas, sandıktan da islemeydi "O, hasta; bunun için de çalışmıyor". Kzk. Ağaynım, men munı tüsinbeymin = Kklp. Ağaynim, men bunı tüsinbeymen "Kardeşim, ben bunu anlamıyorum". Kzk. Munı istep ülgere albaspınba dep korkamın = Kklp. Bunı islep ülgere almaspanba dep korkaman "Bunu çalışıp başaramaz mıyım diye korkuyorum". Kzk. Hal-jağdayıñz kalay? = Kklp. Ahwalıñz kalay? "Nasılsınız?" Kzk. Sen bul tuwralı estimep pe ediñ? = Kklp. Ya sen bul tuwralı esitpediñ be? "Yoksa sen bu(nun) hakkında (bir şey) işitmedin mi?" Kzk. Onı eş zat kızıktırbaydı
= Kklp. Onı heş närse kızıktırmaydı "Onu hiç(bir) şey ilgilendirmez". XII. Nogayca-Türkçe Deneyi
1. Men barmasam eken şalıska hatın harsa eken = Keşke ot biçmeğe ben değil, kadın(ım) gitse! 2. Bulıt aşıldı da kün tağı kızdırıp basladı = Bulut açıldı ve güneş (ortalığı) ısıtmağa başladı. 3. Ol isti kutarar üşin men de baradıkenmen, sen de baradıkensiñ = O işi bitirmek için ben de gitmeliymişim, sen de gitmeliymişsin. 4. Men barayak ekenmen, mutıp kaldım = Ben gidecektim, (fakat) unuttum gitti (harf. "unutup kaldım"). 5. Üyken yamgır yavsa, koy ıkka tartar, eski yelge tartar = Şiddetli (bir) yağmur yağarsa, koyun rüzgâr tutmayan yere, keçi (de) rüzgâra (karşı) gider (harf. "çeker"). 6. Yuvırkan koydıñ yüninen etilgen = Yorgan, koyun yününden (harf. "koyunun yününden") yapılmış(tır). 7. Olar yılkıdı kaldırıp kaşkan = Onlar atı bırakıp kaçmış(lar). 8. Tegerşikler aylandı ama avtomobil kozgalmadı = Tekerlekler döndü ama otomobil hareket etmedi. 9. Eğer keşede yel toktasa kayık pan kıdıramız = Eğer akşamleyin rüzgâr dinerse kayıkla gezeriz. 10. Şaşuvdı soñga kaldıruvşı
bir kolhoz da bolmavga kerek = Ekimi sona bırakan bir kolhoz bile olmamalı! Yukarıdaki 10 Nogayca cümlenin Türklerce
anlaşılabileceği iddia edilebilir mi? Hatın (kadın), bulıt (bulut), kün
(gün, güneş), kızdırıp, başladı (başladı), yamgır (yağmur), yel, kayık vb.
sesçe ve anlamca aynı ya da çok yakın denktaş sözler kolayca tamnabilirse de
Nogayca cümlelerin tüm olarak anlaşılması hemen hemen olanaksızdır. Belki 2.
cümle bazı Türklerce anlaşılabilir: Bulıt aşıldı da kün tağı kızdırıp
basladı "Bulut açıldı da gün dahi kızdırmağa başladı". Bu durumda, Nogayca
ile Türkçe arasındaki anlaşılabilirlik oranının % 10 dolayında olduğu
söylenebilir. Bu oran da Nogayca ile Türkçe arasındaki farkın dil farkı
olduğunu gösterir. 1970 sayımlarına göre 52,000 kişi tarafından konuşulan
Nogayca Sovyet Devriminden sonra yazı dili olmuş Türk (Kıpçak)
diyalektlerindendir. Nogayca 1938'e kadar Latin alfabesiyle yazılmıştır. O
tarihten beri de yeni Kiril alfabesiyle yazılmaktadır. Nogaycanın üç diyalekti vardır: 1) Asıl Nogay diyalekti
(cas "genç", bişe "kadın", üyimis "evimiz", üyiñis "eviniz"; barayak
"gidecek", keler "gelir, gelecek", iygimin "iyiyim", iygisiñ "iyisin",
bizim; sözlük farklar), 2) Kara Nogay diyalekti (yas, bişe, üyimiz, üyiñiz;
baracak, keler, iygimin, iygisiñ, biziñ "bizim"; sözlük farklar), 3) Ak
Nogay diyalekti (jas, pişe, üyimiz, üyiñiz; barıyak, kelir, iygimen, iygisen,
biziñ; sözlük farklar).
|